Hitzig, New York Times’da yayınladığı makalede, ChatGPT kullanıcılarının sohbet botlarıyla paylaştığı hassas bilgilerin benzersiz bir ‘insan samimiyeti arşivi’ oluşturduğunu belirtiyor. Tıbbi sorunlardan ilişki problemlerine, inançlardan geleceğe dair endişelere kadar her türlü bilginin bu arşivde yer aldığını vurguluyor. Bu denli kişisel verilerin reklam hedeflemesi için kullanılması, kullanıcıların manipüle edilme riskini de beraberinde getiriyor.
ChatGPT reklamları Neler Sunuyor?
OpenAI ise reklam denemeleri yapacağını duyurduğu blog yazısında, kullanıcıların ChatGPT sohbetleri ile sunulan reklamlar arasında bir güvenlik duvarı oluşturulacağını ve verilerin reklamverenlere satılmayacağını belirtmişti. Ancak Hitzig, bu sözün uzun vadede tutulacağına dair şüphelerini dile getiriyor. OpenAI’ın, kendi koyduğu kuralları çiğnemek için güçlü ekonomik teşvikler yaratan bir yapıya sahip olduğunu ve geçmişte de ilkelerinden geri adım attığını hatırlatıyor.

Araştırmacı, mevcut durumu Facebook’un gizlilik ihlallerine benzetiyor. Facebook’un da başlangıçta kullanıcılara gizlilik sözü verdiğini, ancak daha sonra verilerin değerini fark ederek bu sözünden döndüğünü hatırlatıyor. Hitzig, OpenAI’ın kullanıcı korumalarını garanti altına alacak bir model benimsemesi gerektiğini savunuyor. Bunun için bağlayıcı ve bağımsız bir denetim mekanizması oluşturulması veya verilerin yasal bir yükümlülük altındaki bir tröstün kontrolüne verilmesi gibi önerilerde bulunuyor. Ancak Meta’nın da benzer bir denetim kurulu kurup kararlarını görmezden geldiği düşünüldüğünde, bu önerilerin ne kadar etkili olacağı tartışmalı.
Tüm bu uyarılara rağmen, kamuoyunun bu konuda harekete geçmesi zor olabilir. Sosyal medya çağında geçen yirmi yıl, genel halk üzerinde bir ‘gizlilik nihilizmi’ yarattı. İnsanların çoğu, kişisel verilerinin zaten bir şekilde kullanıldığını düşünüyor ve bu konuda yapacak bir şey olmadığına inanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre, insanların %83’ü reklamların eklenmesine rağmen ChatGPT’nin ücretsiz sürümünü kullanmaya devam edeceğini belirtiyor. Anthropic’in Super Bowl reklamıyla bu konuya dikkat çekme çabası ise izleyicilerde kafa karışıklığı yaratarak beklenen etkiyi göstermedi.

OpenAI’ın reklam politikaları ve veri gizliliği konusundaki bu gelişmeler, yapay zeka teknolojilerinin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olabilir. Kullanıcıların, bu teknolojileri kullanırken veri gizliliği konusunda daha bilinçli olması ve şirketlerin şeffaf politikalar izlemesi büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, yapay zeka teknolojileri manipülasyon aracı olarak kullanılabilir ve bu durum, teknolojinin gelişimine zarar verebilir.
