Bird of Prey, gerçek bir senaryo dahilinde gerçekleştirilen test uçuşunda, orta ölçekli bir kamikaze İHA’yı tamamen otonom olarak tespit etti ve sınıflandırdı. Kimlik doğrulamasının ardından Frankenburg Technologies tarafından üretilen Mark I hava-hava füzesini ateşleyerek hedefi başarıyla imha etti. Airbus Defence and Space CEO’su Mike Schoellhorn, kamikaze İHA’lara karşı savunmanın günümüzdeki jeopolitik durumda kritik bir öncelik olduğunu vurguladı. Schoellhorn, Bird of Prey ve uygun maliyetli Mark I füzeleriyle, silahlı kuvvetlere önemli bir yetenek kazandıracaklarını ve bu sistemin Airbus’ın hava savunma muharebe yönetim paketi (IBMS) ile entegrasyonunun operasyonel gücü artıracağını belirtti.
Airbus Bird of Prey Neler Sunuyor?
Bird of Prey prototipi, modifiye edilmiş bir Airbus Do-DT25 dronu üzerine inşa edildi ve dikkat çekici teknik özelliklere sahip. Sistemin operasyonel versiyonu, sürü saldırılarına karşı etkili olacak şekilde tasarlandı. 2,5 metre kanat açıklığına ve 3,1 metre uzunluğa sahip olan bu dron, maksimum 160 kg kalkış ağırlığına sahip. Prototipte 4 adet füze bulunsa da, seri üretim modelinde 8 adet Mark I füzesi taşınabilecek. Mark I füzeleri, sadece 2 kg ağırlığında ve 65 cm uzunluğunda olup, dünyanın en hafif güdümlü önleyicileri olma özelliğini taşıyor. 1,5 kilometre menzile sahip olan bu füzeler, ‘at-unut’ tipi olup, parçalanmalı harp başlığı ile hedefleri yakın mesafeden etkisiz hale getiriyor.
Bird of Prey’in en büyük avantajlarından biri, maliyet etkinliği sunması. Milyonlarca dolarlık hava savunma füzelerini daha ucuz dronları düşürmek için kullanmak yerine, Bird of Prey tek bir görevde birden fazla hedefi imha edebilir ve üssüne geri dönerek yeniden mühimmat yükleyebilir. Bu durum, savunma harcamalarında önemli bir denge sağlıyor. Ayrıca, Bird of Prey, Airbus’ın Entegre Muharebe Yönetim Sistemi (IBMS) aracılığıyla NATO’nun mevcut hava savunma altyapısıyla uyumlu bir şekilde çalışacak şekilde tasarlandı. Bu entegrasyon, katmanlı hava savunma sistemlerinin daha mobil ve tamamlayıcı bir parçası olmasını sağlayacak. Frankenburg Technologies CEO’su Kusti Salm, bu işbirliğinin hava savunmasında bir dönüm noktası olduğunu belirterek, seri üretime uygun ve düşük maliyetli bu yeni füze sınıfının, kitlesel hava tehditlerine karşı savunmayı mümkün kılacağını ifade etti. Airbus ve Frankenburg, sistemin tüm potansiyelini göstermek ve operasyonel hale getirmek amacıyla 2026 boyunca canlı harp başlıklarıyla ek test uçuşları yapmayı planlıyor.
Bird of Prey projesi, İHA teknolojilerinin savunma alanındaki evrimini gözler önüne seriyor. Özellikle kamikaze İHA’ların yaygınlaşmasıyla birlikte, bu tür otonom önleme sistemlerine olan ihtiyaç giderek artıyor. Bird of Prey, sadece teknik özellikleriyle değil, aynı zamanda maliyet etkinliği ve NATO sistemleriyle uyumluluğu sayesinde de dikkat çekiyor. Bu proje, gelecekte hava savunma stratejilerinin nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları sunuyor.
