Rusya'nın Novorossiysk limanından hareket eden ve yaklaşık 1 milyon varil ham petrol taşıyan Altura tankeri, İstanbul Boğazı'na sadece 26 kilometre kala hedef alındı. Gece yarısı gerçekleşen saldırıda, hem İnsansız Hava Aracı (İHA) hem de İnsansız Deniz Aracı…
İstanbul Boğazı saldırı Neler Sunuyor?
Saldırının detaylarına bakıldığında, İstanbul merkezli Pergamon Denizcilik bünyesindeki Suezmax boyutlarındaki Altura tankerinde büyük bir patlama meydana geldiği görülüyor. Eş zamanlı olarak hem havadan kamikaze drone (İHA) hem de deniz yüzeyinden İDA ile gerçekleştirilen saldırı, tankerin köprüüstü, güverte ve makine dairesi kısımlarında ciddi hasara yol açtı. Özellikle makine dairesinin su almaya başlaması, olası bir çevre felaketinin eşiğine gelindiğini gösteriyor. 140 bin ton ham petrol taşıyan bir geminin İstanbul gibi bir metropolün yakınında hasar alması, riskin boyutunu daha da artırıyor.
Saldırının ardından gemide bulunan 27 Türk mürettebat acil yardım çağrısında bulundu. Neyse ki, ilk belirlemelere göre tüm personelin sağlık durumu iyi ve herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Olay yerine sevk edilen Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik ekipleri, gemiye müdahale ederek su alma problemini kontrol altına almaya ve bölge güvenliğini sağlamaya çalışıyor.
Saldırıya uğrayan Altura tankerinin geçmişi de dikkat çekici. Daha önce “Beşiktaş Dardanelles” adıyla Türk denizciliğinde hizmet veren gemi, Ukrayna-Rusya savaşı sonrasında Panama merkezli bir şirket tarafından satın alındıktan sonra 2025 yılında Pergamon Denizcilik filosuna katılmış. Geminin İngiltere ve Avrupa Birliği yaptırımları listesinde bulunması ve Ural ham petrolü taşıması, saldırının olası nedenlerine dair çeşitli spekülasyonlara yol açıyor. Bu durum, olayın sadece bir deniz kazası mı yoksa daha karmaşık jeopolitik bir durumun parçası mı olduğu sorusunu akla getiriyor.
İstanbul Boğazı’nın girişinde yaşanan bu saldırı, Karadeniz’deki deniz güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Savaşın deniz rotalarına olan etkisi ve sivil gemilere yönelik artan tehditler, uluslararası denizcilik camiasında büyük endişe yaratıyor. Olayın tam olarak nasıl gerçekleştiği ve sorumlularının kim olduğu henüz netleşmiş değil. Ancak bu tür saldırıların gelecekte de yaşanma olasılığı, bölgedeki deniz taşımacılığı için daha sıkı güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini açıkça gösteriyor. Türkiye’nin bu konuda uluslararası arenada daha aktif bir rol oynaması ve deniz güvenliğini sağlamak için gerekli adımları atması büyük önem taşıyor.
